
Dişleri beyazlatmak için birkaç yöntem vardır. Diş hekimlerinin uyguladığı diş beyazlatma yöntemleri ve porselen veneerler ile dişleriniz daha beyaz ve parlak görünüme kavuşabilirler. Market ve eczanelerde satılan diş beyazlatıcı ürünler genellikle istenilen beyazlığı sağlamaktan çok uzaktırlar, hatta bazıları diş minelerine zarar bile verebilmektedir. Profesyonel beyazlatma sonrasında beyazlığın kalıcılığının sağlanmasında yararlı olabilmektedirler. Diş hekimlerinin uyguladığı beyazlatma yöntemleri minimal yan etki ile (o da eğer olursa) dişlerinizi sağlıklı biçimde beyazlatmanız mümkündür. Beyazlatılması çok zor olan vakalarda laminate veneer uygulamaları ile gülümsemenizin estetiğini geliştirebilirsiniz. Diş beyazlatma yöntemleriyle ilgili detaylı bilgi almak için; burayı tıklayınız
Bu sorunun cevabında en önem verilmesi gereken şey diş fırçalama tekniğinizin nasıl olduğudur, diş macununun tipi değil. Diş macunu seçerken flor içermesine dikkat edin. Buna ilave olarak diş macunları değişik maddeler içerirler; beyazlatıcı etkili, diş taşı oluşumunu önleyen, dişeti çekilmelerinde hassasiyet giderici olanlar gibi... Diş macununuzu seçerken neye ihtiyacınız olduğuna dikkat edin ve diş hekiminize danışın.
Diş çürümeleri çeşitli faktörlere bağlıdır; mikro organizmalar, karbonhidrat gibi bazı besinler, asit içeren içeceklerin fazla tüketilmesi, zayıf mine yapısı, dişlerin şekli(morfolojisi) ve dizilimi bunlardan başta gelenlerdir. Tam olarak diş ve çevre dokularından uzaklaştırılamayan besin artıkları bakteri plağı oluşumuna ve bakterilerin burada çoğalmasına neden olur. Bakterilerin açığa çıkarttıkları asitler dişlerin mine dokusunda çözülmelere ve çürüğün başlamasına neden olurlar. Zayıf mine yapısına sahip kişilerde çürüklerin başlaması kolay olmaktadır. Yine pürüzlü ve fazla girinti-çıkıntılı diş yapısı ve diş çapraşık dizilimi yiyecek artıklarının uzaklaştırılmasını zorlaştırdığı için çürümelere uygun ortam hazırlamaktadırlar.
Düzenli ve dikkatli diş fırçalama, diş ipi kullanma, düzenli diş taşı temizletme ve kontrole gitme dişlerinizin çürümesini büyük oranda engelleyecektir. Çürükler hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız Bilgiler/Çürükler bölümüne bakınız.
Ağız kokusunun ağız içinden kaynaklanması; diş taşları, diş eti hastalıkları, büyük çürük kaviteleri, eski ve uyumsuz diş protezleri, sigara ve alkol tüketimi gibi faktörlerdendir. Şeker hastalığı, boğaz enfeksiyonu, böbrek hastalıkları gibi sistemik rahatsızlıklar da ağız kokusu oluştururlar.
Diş kayıplarının tedavi edilmesi için geliştirilmiş olan ileri teknoloji ile titanyumdan üretilmiş olan protezlerdir. Çene kemiği içerisine dişsiz olan bölgeye yerleştirilirler ve gerçek diş köklerini taklit ederek üzerlerine protezler yapılabilmesine imkân verirler. Çene kemiği titanyum implant yüzeyi ile adeta kaynaşarak, implantarın yüksek derecedeki kuvvetlere direnç göstermesini sağlar.
Eğer;
diş implantı yaptırmalısınız.
Operasyondan önce çok iyi bir muayene ve planlama yapılmalıdır. Operasyon sırasında implant ekilecek bölgede implantın boyutlarına uygun bir yuva açılır ve implant bu yuvaya yerleştirilir. Daha sonra osseointegrasyonun gerçekleşmesi için iyileşmeye bırakılır. İmplant üstüne kalıcı protezin yerleştirilmesi için gereken süre 1,5 ile 6 ay arasındadır. Operasyon bölgesindeki kemiğin yoğunluğuna göre iyileşme süreci artabilir veya azalabilir. Yönlendirilmiş kemik rejenerasyonu (kemik grefti)uygulamalarında iyileşme süreci artmaktadır. Bazı şartların çok uygun olduğu durumlarda implant üstü protezler implantın yerleştirilmesinden hemen sonra olabilmektedir. İmplant üstü yapım aşaması tamamen acısızdır, çoğunlukla anestezi bile gerektirmemektedir.
Operasyon muayenehanede gerekli ve uygun steril koşullar ve araçlar sağlanarak gerçekleştirilir. İmplantasyon yapılacak bölgeye lokal anestezi yapılması ağrı duyulmaması için yeterli olmaktadır. Operasyon tamamen ağrısız ve acısız geçmektedir. Bazı çok özel durumlarda intravenöz ağrı kesiciler gerekli olabilmektedir. Korkusu çok fazla olanlarda genel anestezi altında implantasyon yapılabilir. Operasyon sonrası oluşabilecek olan ağrı ve ödem ise tıbbi ilaçlar yardımı ile kontrol altında ve minimum seviyede tutulabilmektedir.
Modern diş implantları tedavisinin başarısı çok yüksektir, uygun yapılan implantların 5 yıllık takip oranlarında başarı oranı %95 in üzerindedir. Başarı oranları implantların kullanım süreleriyle doğru orantılı olarak çok yavaşça düşmektedir. Çok zor vakalarda başarı oranlarının biraz daha düşük olması beklenebilir. Cerrahi prosedürün doğru uygulanması başarı oranını yükseltir. Zayıf iyileşme gücü, kötü kemik kalitesi, sigara kullanımı ve diabet (şeker) hastalığı gibi faktörlerde implantasyonun başarı oranı düşmektedir.
Bir dental implantın fonksiyonda olma süresi bazı faktörler bağlı olarak değişir: İmplantasyonun ve üstündeki protezin doğru yapılmış olması, hastanın ağız hijyeni sağlama bakımlarını her gün ve doğru uygulamış olması, diş hekimine düzenli olarak kontrol ve bakıma gidilmesi (6 ayda bir), sigara kullanımından ve implant üzerine gelebilecek olan aşırı yük ve travmalardan kaçınılması (örneğin sert kabuklu yiyeceklerin veya şekerlemelerin yenmesi) implantların kullanım sürelerini uzatmaktadır. Modern dental implantlar bu şartlara uyulduğunda çok uzun süreler (10-20 sene) fonksiyonda olabilmektedirler. Herhangi bir durumdan ötürü implantın fonksiyon göremez hale geldiği durumlarda genellikle implant çıkartılıp yerine yenisi takılabilmektedir.
Bilindiği gibi hiçbir tıbbi operasyona %100 risksizdir veya her şey kesinlikle mükemmel olacaktır diye bir garanti verilemez. Fakat bununla birlikte tıp camiasında implantasyon operasyonlarının çok büyük oranda güvenilir olduğuna karar verilmiştir.
10.İmplant malzemesi vücuda zararlı mıdır? Hayır, titanyum kaplı implantlar hiçbir şekilde kanserojen veya zararlı değildir. Paslanma yapmaz, çürümez.
Dişin pulpası (en içte bulunan damar ve sinirlerin olduğu yumuşak/öz kısmı) enfekte veya enflamasyon olduğunda kanal tedavisi yapmak gereklidir. Enflamasyon veya enfeksiyon oluşmasının başlıca sebepleri; derin çürükler, dişe uygulanan uzun süren ve tekrarlayan tedavi prosedürü veya dişte oluşan çatlak veya kırık hatlarının olmasıdır. Bunların yanı sıra dişe gelebilecek bir travma sonrasında görünür bir kırık veya çatlak hattı olmamasına rağmen diş kökünün ucundaki pulpa dokusunun hasar görmesi yüzünden diş kanal tedavisi gerekebilir. Bu durumlarda dişe kanal tedavisi yapılmaması şiddetli ağrılara ve/veya dişte apse oluşmasına yol açacaktır.
Dişte ağrı, sıcak ve soğuğa karşı tekrarlayan hassasiyet, dokunma veya çiğneme sırasında hissedilen hassasiyet, dişin çevre dokularında veya yakınındaki lenflerde şişme/iltihap veya dişte renkleşme olması kanal tedavisine ihtiyaç duyulduğunun göstergesidir. Bunların yanında bazen kanal tedavisi gerektiren bir dişte hiçbir belirti/semptom olmayabilir.
Diş hekimi diş kökünün içindeki ödemli veya iltihaplı olan yumuşak dokuyu dikkatlice çıkartır, kök kanalını genişletir ve temizler, daha sonra da oluşan boşluğu uygun kanal dolgu maddeleri ile doldurur. Daha sonra diş hekimi dişin taç bölümünü bir kuron(kaplama) veya uygun bir restorasyon ile boşluklarını doldurarak korumaya alır. Bundan sonra diş diğer sağlam dişler gibi fonksiyon görmeye devam eder.
Modern teknikler ve anestezi yöntemleri ile birçok hasta kanal tedavisi yapılırken hiç acı duymadığını söylemektedir.
Tedaviyi takip eden birkaç gün boyunca dişte fonksiyon sırasında hassasiyet hissedilebilir, özellikle dişte tedavi öncesinde bir enfeksiyon varsa. Bu rahatsızlık ilaçlar yardımıyla kolayca geçirilebilir. Diş hekiminizin tavsiyelerine uyunuz.
Diş etlerindeki şişme ve ödem temas halinde kanamaya neden olur. Bu durum dişeti hastalığı başlangıcıdır. Diş taşı temizliği yapılması ve dişleri kanamasına rağmen düzenli (günde en az iki kere) fırçalamak bu rahatsızlığı giderecektir. Diğer kanama nedenleri akut dişeti iltihabı veya sistemik bir rahatsızlıktan dolayı olabilir. Israrla devam eden kanamalarda diş hekiminize başvurunuz.
Dişlerin normal fırçalanması bütün yiyecek artıklarının ve bakteri plaklarının tamamen temizlenmesini sağlayamaz, özellikle de ulaşılması zor olan bölgelerde. Biriken bakteri plakları zamanla kalsifiye olurlar ve diş taşı (tartar) denilen oluşumlar haline gelirler. Tartarlar dişetlerinde kanamalara, dişeti hastalıklarına ve çekilmelerine neden olur. Diş taşlarının diş hekimi tarafından profesyonelce uzaklaştırılması gereklidir. Diş taşı temizliğinin (detartraj) kişilerin ağız hijyenlerine de bağlı olmakla birlikte gençlerde senede bir, erişkinlerde altı ayda bir yaptırılması uygundur.
Yaygın olarak hissedilen soğuk-sıcak hassasiyeti dişlerdeki mine ve dentin dokusunun aşınması sonucu görülebilir. Yanlış fırçalama, diş sıkma/gıcırdatma ve sık asitli içecek tüketimi mine aşınmasına neden olabilir. Hassasiyeti azaltan diş macunları piyasada bulunmakla birlikte yetersiz kaldığı durumlarda diş hekiminin o bölgelere bir restorasyon yapması gerekebilir.
Dişlerin sallanmasının ana sebebi diş kökünü çevreleyen kemik dokusunun kaybıdır. Yanlış ısırma alışkanlıkları, diş taşları veya diş eti hastalıkları yüzünden kemik kaybı oluşabilir. Diş hekiminize başvurunuz.
Dişlerdeki renkleşmeler başlıca iki tipe ayrılır;
Renkleşmeler genellikle diş taşı temizliği, polisaj veya beyazlatma (bleaching) yöntemleri ile diş hekimi tarafından giderilebilmektedir. Bazı içsel renkleşmelerde ise bu yöntemler yetersiz kalabilir, bu durumlarda diş hekimi size çeşitli restorasyonlar önerebilir.
Temizletmenin zararlı olabileceği düşüncesi tamamen yanlıştır. Aksine detartraj yapılmaması diş ve dişetlerinde zamanla büyük hasarlara yol açar. Temizleme sırasında dişlerde hiçbir kesilme/kırılma olmaz, diş etlerinde çok az miktarda kanama veya hassasiyet duyulabilir fakat bu hiçbir şekilde dokulara zararlı değildir.
Bu prosedür hastalıklı olan dişeti bölgesinin açılıp, hastalıklı dokuların dişetinden ve kök yüzeylerinden temizlenmesi işlemidir. Minör bir cerrahi işlemdir fakat prosedüre uygun yapıldığında tedavi çok iyi sonuçlar verir.
Evet, kompozit dolgu maddeleri ve porselenler gibi doğal dişi taklit edebilen restoratif malzemeler ile defektler doldurulabilir. Bu işte yetenekli ve tecrübeli bir diş hekimi çok başarılı sonuçlar alabilir.
Evet, gülüş dizaynı oluşturmak artık diş hekimliğinin içine girmiştir. Yaşınıza, yüz tipinize ve profilinize uygun dişler tasarlanabilir.
Zamanınıza ve bütçenize uygun çeşitli beyazlatma (bleaching) teknikleri mevcuttur. Diş hekiminize sorunuz.
Uygun malzeme ile diş hekimi tarafından yapılan beyazlatma işlemleri tamamen dişlere zararsızdır.
Hayır, bleaching prosedürü ile porselenlerin renkleri değiştirilemez.
3-5 yıl arası, kullanıma ve bakıma bağlı olarak değişir.
Doğru kullanıldığında 10 yıl ve üzerinde hiçbir değişiklik olmadan kullanılabilirler.
Porselenler, kompozitlere nazaran daha doğal bir diş görünümü sağlarlar, lekelenmezler ve kırılmaya karşı dirençleri daha yüksektir.
Ortodontik tedavi, porselen ya da kompozit laminateler ile düzeltilebilir.
Ortodontik tedavi prosedürü 18 ay ile 2 yıl arasındadır. Porselen laminateler ise 2-3 seansta yapılabilir.
Hayır. Dişleri hazırlama ve yapıştırma sürecinde lokal anestezi yapılır ve hiç ağrı hissedilmez. Kompozit laminate veneerlerde ise genellikle dişte hiç aşındırma yapılmaz ve anesteziye bile gerek duyulmaz. Çoğunlukla da kompozitler bir seansta bitirilirler.
Klasik diş kaplaması dişi çepeçevre sararak üzerine oturur. Onlay ise ¾ kaplama gibidir, dişin sağlam dokuları korunarak sadece hastalıklı dokularına yapılan porselen bölümdür. İnlay ise dışarıda hazırlanıp takılan dolgu gibi düşünülebilir, porselen veya kompozitten yapılabilirler. Dolgulara göre çok daha uzun ömürlü,estetik ve sağlıklıdır.